Gezi Eylemleri - 3

Her türlü muhalif hareket bir Kemalist bilinçaltı içinden okunmaya çalışılıyor kimi liberaller arasında. Bu perspektife göre... Literal olarak İslamcı ya da kendi ölçüleriyle liberal olmayanların bilinçaltı Kemalist ideolojinin etkisi altında ve bütün muhalefet biçimlerinde o hayalet canlanıyor, hareketler içinde barınma olanağı bulan Kemalist unsurlar böylece göz ardı ediliyor. 

Ben bunu bir tür hafife alma olarak görüyorum. Dahası, bu yaklaşımla, fanatik laikçi denen kesimin bütün inanç sahiplerinin bilinçaltının şeriatçı olduğu iddiası arasında bir fark bulunmadığını düşünüyorum. Söz konusu yaklaşım şunu varsayıyor: Muhalefetin çıkışı da bir tür faşizan eğilimi barındırıyor. Bu yaklaşım muhalif düşünme ve yapıyı sorgulama kapasitesi olan herkesi aşağılamanın Türkçesi, bana göre. 

Bütün böylesi yorumlarda okunmak/görülmek istemeyen gerçek sokaklardaki hareketleri neyin yönlendirdiği... Kimin yönlendirdiği... Sokaklardaki hareketi şiddet ve iktidarın dili yönlendiriyor, gibi görünüyor oysa. Bir beyanat ve şiddet barometresi kurup izleyin inanmıyorsanız. Yani Mustafa Kemal'in askerleri, yani hadi gençler ayaklanın diyen birileri yani onlar, yani bunlar yönlendirmiyor sokağı.... İnsanlar da bayılmıyorlar gaz yemeye... Tam işler bir yatışacak, bir şiddet oluyor, bir cinayet zanlısı salıveriliyor, hop herkes sokağa... 

Eylemlerde TGB'li gençler de var, doğru. TGB kuruluş itibariyle çoğulcu bir yapı değil, o da doğru. Orada belli bir mesafe görmelerine karşın dışlanmıyorlar, o da doğru. Ancak orada bulunan unsurlardan biri olarak, Ulusal Kanal'da vb. görünenin aksine TGB gömleklerini fazla ortaya koymuyorlar, çünkü koyamıyorlar. Hatta biraz daha orada kalırlarsa onlar da çoğulcu olup çıkabilir bile. Çünkü kendilerinden olmayanı tanıma fırsatı buldular sokaklarda... Ezberden konuşanlara nasip olmayan bir fırsattı bu. 

En önemlisi, eylemleri TGB vb. belirlemedi ta başından sonuna... Tek başına şiddet başrolü üstlendi: Ağaçlara uygulanan şiddet, ağaçları savunanlara uygulanan şiddet ve ağaçlara ve ağaçları savunanlara karşı uygulanan şiddete karşı çıkanlara karşı uygulanan şiddet... bunlara da eklemlenen şiddet konuşmaları belirledi gerilimi. Şiddet o kadar baskındı ki bütün diğer unsurlar ikincil kaldı. Şiddet olmasaydı bu iş bu kadar büyümezdi. Merkez medyada eylemleri göremeyenler isteksizce Ulusal Kanal'dan izlemek durumunda kaldılar olup biteni, hepsi bu. 

Varsayalım ki, kimi liberaller imkânsız görüyor bunu, çünkü sanıyorum ki ortadoğu ülkesi olduğumuz için bu kadar demokrasiyle yetinmemiz gerektiğine inanıyorlar, ki bu oryantalizmin ta kendisi, ama varsayalım ki bir sonraki seçimlerde daha demokrat bir yapı kurulabildi... Hem de sokakların desteklediği bir yapılanmayla... bu bir anti-iktidar yazısı değil, çoğulculuğu umma yazısı, o yüzden böyle bir yapılanma için adres göstermiyor, sadece "ılımlılar"ın bir araya gelmesiyle oluşan, diyorum. Bugün kendine çoğulcu dediği halde sokakları salt Kemalizmin içinden okumaya çalışanlar, "Pardon, yanılmışız," diyebilecekler mi, onu merak ediyorum. 

Ben yine sessiz bir kesimi işaret ediyorum; şu, seçimlerde Ak Parti yükselirken bunu makarnayla, altınla açıklamaya çalışanların da ısrarla ıskaladığı kesimi... Üniversitelere giysi tahdidi getirildiğinde onaylamayanları, partiler kapatılırken sussa da seçimde kapatılan partilerin varislerine oy verenleri... Onlar yine sessiz kalıyor olabilirler. Seçimlerde ne yapacaklarını bildiğinizden emin misiniz?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !